Güç zehirlenmesine 2. kurban!

AK Parti kongresi sadece Selçuk’a değil, siyasetin tüm aktörlerine ders verdi.

Güç zehirlenmesine 2. kurban!

O hırs denilen illetin insanın nasıl gözünü kör ettiğini öyle güzel gösterdi ki, daha iyi bir örnek göremezsiniz.

Bugüne kadar Sema Yeşilçimen’in sadece Selçuk’ta değil, partisinde bile karşılığı olmadığını fırsat buldukça anlatmaya çalıştım.

Ben kalemimle, pek çok kişi de söylemleriyle bu gerçeği her fırsatta dile getirmeye çalıştı.

Ama Yeşilçimen bunu bir türlü göremedi.

Belki de görmek istemedi.

Selçuk’u bilmeyenlere, tanımayanlara kendini öyle bir anlattı ki, sanıldı ki “bulunmaz hint kumaşı”.

Oysa perşembenin gelişi, çarşambadan belliydi.

Temayül yoklaması bunu apaçık ortaya koymuştu.

Ama ne hikmetse Selçuk’un önüne yine onu koydular.

Hani lokantalarda “fiks menü” uygulaması var ya, tıpkı öyle.

İnsanların farklı tercihi olabileceği kimsenin aklına gelmedi.

Aklına gelenler de buna mecbur tutuldu.

Sonra?

Sonrası belli.

Hazin sonun başlangıcı.

Aralarında kendi yönetim kurulunun büyük bölümünün yer aldığı bir grup aklı selim partili doğru bir hareketle 2. aday olarak Osman Başterzi’yi devreye soktu.

Bu bir anlamda, Yeşilçimen için güven oylaması olacaktı.

Ama öyle olmadı.

Son düzlükte taraf değiştiren ve kanının son damlasına kadar Yeşilçimen’i savunan Belediye Başkanı Zeynel Bakıcı’nın çabaları bile yetmedi.

Sadece onlar mı?

Sırf Yeşilçimen’e oy vermemek için ortalıktan kaybolanların zorla kongreye getirilmesi, o salonda delegelere uygulanan manevi baskılar ise bu işin cabasıydı zaten.

Sonrası malum.

Tıpkı kendi seçtiği yönetim kurulu üyeleri gibi kendi seçtiği delegeler bile Yeşilçimen’e kapıyı gösterdi.

Burada Osman Başterzi’nin kongrenin galibi olmasından daha önemlisi, AK Parti delegesinin Sema Yeşilçimen’i istemediğini resmiyete dökmesi, yani onunla başarı gelmeyeceğine dair inancını ilan etmesiydi.

Kuvvetle muhtemel bugünlerde Sema Yeşilçimen, ihanete uğradığını falan düşünüyor olabilir.

Öyle ya.

Biletini kesenlerin hepsi, onun kendi elleriyle o salona taşıdığı insanlardı.

Ama biraz oturup düşünse, buz dağının görünmeyen yüzüne bir baksa belki gerçeği görebilir.

Sema Yeşilçimen’i, bu duruma düşüren ne biliyor musunuz?

O zaman 2014’e bir göz atın.

CHP’li Vefa Ülgür de güç zehirlenmesi yaşıyordu.

O koltuk onu herkese tepeden bakan, uzlaşma kültüründen uzaklaşmış despot bir insan haline döndürmüştü.

Seçimin sonucunu da Ülgür’ün bu tavırları belirlemedi mi zaten.

Selçuklu, o değişimi sevmeyince 3 dönem verdiği koltuğu Ülgür’ün altından çekip alıverdi.

O seçim kampanyası sırasında Ülgür’ü despotlukla suçlayan Yeşilçimen, aradan geçen o 4 yılda giderek Ülgür’e dönüştü.

Hatta pek çok kişi için daha beteri oldu.

Doğaldır ki, aslına prim vermeyen Selçuklu suretini de onaylamadı.

Şu andan itibaren Sema Yeşilçimen’in yapması gereken, kendisine oy vermeyenlerle değil, kendisiyle hesaplaşmak olmalı.

İbrahim Akbulut

iakbulut@htgazete.com.tr



24 Mart 2018 Cumartesi 18:46

http://www.sekizeylul.com/haber/guc-zehirlenmesine-2-kurban-9056.html